FİBER OPTİK
Son on yılda,elektronik iletişim endüstrisinde çok sayıda önemli
ve dikkate değer değişim meydana geldi. Ses,veri ve görüntü
iletişimindeki olağanüstü artış,daha ekonomik ve daha geniş
kapasiteli iletişim sistemlerine olan talebin de aynı şekilde
artmasına neden oldu. Bu da elektronik iletişim endüstrisinde
teknik bir devrime yol açtı. Yeryüzü mikrodalga sistemleri çoktan
maksimum kapasitelerine ulaşmış bulunmaktadır;uydu sistemleri
de her geçen gün artan talebe ancak geçici bir rahatlama
getirebilmektedir. Geniş kapasitelere cevap verebilecek ve yüksek
kalitede hizmet sağlayabilecek ekonomik iletişim sistemlerinin
gerekli olduğu açıkça ortadadır.
Bilgi taşıyıcısı olarak ışığın kullanıldığı iletişim
sistemleri,son zamanlarda oldukça ilgi görmektedir. Bu bölümde
daha ileride göreceğimiz gibi,ışık dalgalarını yeryüzü
atmosferinde yaymak zor ve elverişsizdir. Dolayısıyla,günümüzün
önde gelen çeşitli ve geliştirme laboratuarlarında,bir
ışık dalgasını "içermek" ve bu dalgayı bir
kaynaktan bir varış yerine göndermek üzere cam ya da plastik
fiber kabloların kullanıldığı sistemlerle ilgili araştırmalar
yapılmaktadır. Güdümlü bir fiber optik aracılığıyla
bilgi taşıyan iletişim sistemlerine fiber optik sistemler
denmektedir.
FİBER OPTİKLER
FİBER TÜRLERİ:
- Plastik çekirdekli, plastik koruyucu zarflı
- Cam çekirdekli, plastik koruyucu zarflı(çoğunlukla PCS
fiber denir:plastik koruyucu zarflı silika.)
- Cam çekirdekli, cam koruyucu zarflı(çoğunlukla SCS denir:silika
koruyucu zarflı silika.)
Plastik fiberlerin cam fiberlere oranla çeşitli avantajları
vardır. Birincisi, plastik fiber daha esnektir ve bu nedenle
camdan daha dayanıklıdır. Monte edilmeleri kolaydır, basıca
daha dayanıklı ve daha ucuzdurlar; üstelik cama oranla %60
daha hafiftirler. Plastik fiberin dezavantajı, yüksek zayıflama
özelikleridir; ışığı cam kadar verili yayamazlar. Dolayısıyla,
plastik fiberlerin kullanımı nispeten kısa mesafelerle (örneğin,tek
bir bina ya da bir bina kompleksi dahili) sınırlıdır.
Cam çekirdekli fiberler düşük zayıflama özellikleri
sergilerler. Ancak, PCS fiberler SCS fiberlerden biraz daha
iyiyidir. Ayrıca, PCS fiberler yayılımdan daha az etkilenirler;
dolayısıyla, askeri uygulamalar açısından daha caziptirler.
SCS fiberler en iyi yayılım özelliklerine sahiptir ve sonlandırılmaları.
PCS fiberlere oranla daha kolaydır. Ne yazık ki, SCS kablolar
en dayanıksız kablolardır ve yayılıma maruz kaldıklarından
en fazla zayıflama bu kablolarda meydana gelir.
FİBER SİSTEMLERİN AVANTAJLARI:
Yapıları gereği optik frekanslar daha geniş bant genişlikleri
sağladıkları
için, fiber sistemler daha büyük bir kapasiteye sahiptir.
Metalik kablolarda, iletkenler arasında kapasitans ve iletkenler
boyunca indüktans meydana gelir. Bu özellikler metalik kabloların,
bant genişliklerini sınırlayan alçak geçiren filtreler gibi
hareket etmelerine neden olur.
Fiber sistemler, manyetik indüksiyonun neden olduğu kablolar
arası karışmadan etkilenmezler. Cam ya da plastik fiberler
elektriği iletmeyen malzemelerdir; bu nedenle fiber optik
kablolarda, akım akışının meydana getirdiği manyetik alan
yoktur. Metalik kablolarda, karışmanın başlıca nedeni
birbirine yakın yerleştirilmiş iletkenler arasındaki manyetik
indüksiyondur.
Fiber kablolar, yıldırımın, elektrik motorlarının,
floresan ışığın ve diğer elektriksel gürültü kaynaklarının
neden olduğu statik karışmadan etkilenmezler; bunun bir nedeni
de, fiber optiklerin elektrik iletmeme özelliğidir. Ayrıca,
fiber kablolar enerji yaymazlar; dolayısıyla, diğer iletişim
sistemleriyle girişime yol açmaları mümkün değildir. Bu özellik,
fiber sistemleri askeri uygulamalara çok uygun hale getirir;
askeri uygulamalarda, nükleer silahların etkileri (EMP,
elektromanyetik darbe girişimi), klasik iletişim sistemleri üzerinde
çok kötü sonuçlar yaratır.
Fiber kablolar, çevre koşullarındaki büyük değişikliklere
karşı daha dirençlidir. Metalik kablolara oranla daha geniş
bir sıcaklık aralığında çalışabilirler. Aynı şekilde
fiber kablolar, aşındırıcı sıvılardan ve gazlardan daha az
etkilenirler.
Fiber kabloların monte edilmesi ve bakımı daha kolay ve daha
güvenlidir. Cam ve plastik fiberler iletken olmadıkları için,
fiberler kullanıldığında elektrik akımları ya da
gerilimlerinin yarattığı tehlikeler yoktur. Fiberler, hiçbir
patlama ya da yangın tehlikesi oluşturmaksızın, uçucu sıvıların
ya da gazların çevresinde kullanılabilirler. Fiberler, metalik
kablolardan daha küçük ve çok daha hafiftir. Dolayısıyla,
fiber kablolarla çalışmak daha kolaydır. Ayrıca, fiber
kablolar daha az saklama alanı gerektirir ve daha ucuza
nakledilebilir.
Fiber kablolar bakır kablolara oranla daha emniyetlidir.
Kullanıcının haberi olmaksızın fiber kablonun içine kaçak
veya gizli bir bağlantı yapmak imkansızdır. Bu da fiberi,
askeri uygulamalar açısından cazip kılan bir başka niteliğidir.
Henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen, fiber sistemlerin
metalik malzemede
daha uzun süre dayanacağı varsayılmaktadır. Bu varsayımın
dayanak noktası, fiber kabloların çevre koşullarındaki değişikliklere
daha dayanıklı olmasıdır.
Fiber optik bir sistemin uzun vadeli maliyetinin, metalik bir
sistemin uzun vadeli maliyetinden daha az olacağı düşünülmektedir.
FİBER OPTİK İLETİŞİM SİSTEMİ:
Şekil 22-3'de optik bir iletişim hattının basitleştirilmiş
blok diyagramı gösterilmektedir. Hattın üç asal öğesi,
verici,alıcı ve kılavuzdur. Verici şunlardan oluşur: analog
ya da sayısal bir arabirim, bir gerilim- akım dönüştürücüsü,
bir ışık kaynağı ve bir kaynaktan- fibere ışık bağlayıcı.
Fiber kılavuz, ya aşırı saf cam ya da plastik bir kablodur.
Alıcı ise şunları içerir: bir fiberden ışık dedektörüne
bağlaşım aygıtı, bir fotodedektör, bir akım- gerilim dönüştürücüsü,
bir yükselteç ve analog ya da sayısal bir arabirim.
Fiber optik bir vericide, ışık kaynağı sayısal ya da analog
bir sinyal tarafından modüle edilebilir. Analog modülasyonda,
giriş arabirimi empedansları eşler ve giriş sinyal genliğini
sınırlar. Sayısal modülasyonda, başlangıçtaki kaynak zaten
sayısal biçimde olabilir; eğer kaynak bilgi sayısal değil de
analog biçimde ise, sayısal darbe akışına dönüştürülmesi
gerekir. Kaynak bilgi analog olduğunda, arabirimde ek olarak bir
analog/sayısal dönüştürücü bulunmalıdır.
Gerilim- akım dönüştürücüsü, giriş devreleriyle ışık
kaynağı arasında elektriksel bir arabirim vazifesi görür. Işık
kaynağı, ya ışık yayan bir diyod (LED) ya da enjeksiyon
lazer diyodudur (ILD). Bir LED ya da bir ILD tarafından yayılan
ışık miktarı, sürme akımının miktarına eşittir. Gerilim-
akım dönüştürücüsü, bir giriş sinyal gerilimini, ışık
kaynağını sürmede kullanılan bir akıma dönüştürür.
Kaynaktan fibere bağlayıcı, mekanik bir arabirimdir. İşlevi,
kaynaktan yayılan ışığı fiber optik kabloya bağlamaktır.
Fiber optik, cam ya da plastik fiber çekirdekten, bir koruyucu
zarftan ve bir koruyucu kılıftan oluşmaktadır. Fiberden
ışık dedektörüne bağlaşım aygıtı da mekanik bir bağlayıcıdır.
Bu aygıtın işlevi, fiber kablodan mümkün olduğunca çok
ışığı ışık dedektörüne bağlamaktır.
Işık dedektörü çoğunlukla ya bir PIN (pozitif - saf -
negatif ) diyod ya da bir APD'dir (çığ fotodiyodu). Gerek APD
gerekse PIN diyod, ışık enerjisini akıma dönüştürür.
Dolayısıyla, bir akım- gerilim dönüştürücüsü gereklidir.
Akım- gerilim dönüştürücüsü, dedektör akımındaki değişiklikleri
çıkış sinyal gerilimindeki değişikliklere dönüştürür.
Alıcı çıkışındaki analog ya da sayısal arabirim de
elektriksel bir arabirimdir. Eğer analog modülasyon kullanılıyorsa,
arabirim empedansları ve sinyal düzeylerini çıkış
devreleriyle eşler. Eğer sayısal modülasyon kullanılıyorsa,
arabirimde bir de sayısal- analog dönüştürücü bulunmalıdır.
FİBER SİSTEMLERİN DEZAVANTAJLARI:
Bugün için, fiber sistemlerin birkaç dezavantajı vardır. Tek
önemli dezavantaj, fiber sistemin kurulmasında başlangıç
maliyetini daha yüksek olmasıdır, ancak gelecekte fiber sistem
maliyetinin oldukça düşeceğine inanılmaktadır. Fiber
sistemlerin bir başka dezavantajı, henüz kanıtlanmamış
olmalarıdır; henüz, uzun süredir kullanılmakta olan fiber
sistemler mevcut değildir.
IŞIĞIN FİBER OPTİKTE YAYILIMI:
Işık, fiber optik bir kablodan ya yansıma ya da kırılma
yoluyla yayınım yapabilir. Işığın nasıl yayınım yaptığı,
yayınım moduna ve fiberin indeks profiline bağlıdır.
YAYINIM MODU:
Fiber optik terminolojisinde, mod sözcüğü yol anlamına gelir.
Eğer ışığın kabloda alacağı tek bir yol varsa, buna tek
modlu yayınım denir. Eğer birden çok yol varsa, buna çok
modlu yayınım denir. Şekil 22 - 10, ışığın fiber optikte
tek modlu ve çok modlu yayınımını göstermektedir.
İNDEKS PROFİLİ:
Bir fiber optiğin indeks profili, çekirdeğin kırılma
indisinin grafiksel bir temsilidir. Kırılma indisi yatay eksen
üzerine; çekirdek ekseninden radyal uzaklık ise düşey eksen
üzerine çizilir. Şekil 22 - 11, üç tür kablonun çekirdek
indeks profillerini göstermektedir.
İki temel indeks profili türü vardır: kademe ve dereceli.
Kademe indeksli bir fiber, sabit kırılma indisli merkezi bir çekirdeğe
sahiptir. Çekirdeğin çevresi, sabit ve merkezi çekirdeğin kırılma
indisinden daha düşük bir kırılma indisine sahip, harici bir
koruyucu zarfla sarılmıştır. Şekil 22 - 11'den, çekirdek/
koruyucu zarf sınırında, kademe indeksli bir fiberin kırılma
indisinde ani bir değişiklik olduğu görülebilir. Dereceli
indeksli fiberde koruyucu zarf yoktur ve çekirdeğin kırılma
indisi sabit değildir; kırılma indisi, merkezde en yüksek değerdedir
ve dış kenara doğru yavaş yavaş azalır.
FİBERİN OPTİK DÜZENLEMELERİ:
Temel olarak, üç tür fiber optik düzenlemesi vardır: tek
modlu kademe indeksli, çok modlu kademe indeksli ve çok modlu
dereceli indeksli.
TEK MODLU KADEME İNDEKSLİ FİBER:
Tek modlu kademe indeksli fiber, yeterince küçük bir merkezi
çekirdeğe sahiptir; öyle ki, temel olarak ışığın kabloda
yayınım yaparken izleyebileceği tek bir yol vardır. Bu fiber
türü Şekil 22-12'de gösterilmiştir. En basit tek modlu
kademe indeksli fiber biçiminde, dıştaki koruyucu zarf havadır(Şekil
22-12a). Cam çekirdeğin kırılma indisi (n1) yaklaşık 1.5'tir,hava
koruyucu zarfının kırılma indisi (n0) ise 1'dir. Kırılma
indislerindeki büyük fark, cam/hava sınırında küçük bir
kritik açı (yaklaşık 42 derece) oluşturur. Dolayısıyla
fiber, geniş bir açıklıktan gelen ışığı kabul eder. Bu
da, ışığı kaynaktan kabloya bağlamayı nispeten kolay hale
getirir. Ancak bu tür fiber, tipik olarak çok zayıftır ve
pratikte bu fiberin kullanımı sınırlıdır.
Tek modlu kademe indeksli fiberin daha kullanışlı türü,
koruyucu zarf olarak hava yerine başka bir malzemenin kullanıldığı
türdür (Şekil 22-12b).Koruyucu zarfın kırılma indisi (n2)
merkezi çekirdeğin kırılma indisinden (n1) biraz daha azdır
ve koruyucu zarf boyunca sabittir. Bu tür kablo, fiziksel olarak
hava koruyucu zarflı kablodan daha güçlüdür, ancak kritik açısı
da çok daha yüksektir(yaklaşık 77 derece). Kritik açının
bu kadar yüksek olması, kabul açısının küçük, kaynak-fiber
açıklığının ise dar olmasına yol açarak ışığı ışık
kaynağından fibere bağlamayı güçleştirir.
Her iki tür tek modlu kademe indeksli fiberde de, ışık
fiberede yansıma yoluyla yayınım yapar. Fibere giren ışık
ışınları, çekirdekte doğrudan yayınım yaparlar ya da
belki bir kez yansırlar. Dolayısıyla, bütün ışık ışınları
kabloda yaklaşık aynı yolu izler ve kablonun bir ucundan diğer
ucuna olan mesafeyi yaklaşık aynı sürede kat ederler. Bu, tek
modlu kademe indeksli fiberlerin çok önemli avantajlarından
biridir.
ÇOK MODLU KADEME İNDEKSLİ FİBER:
Çok modlu kademe indeksli bir fiber (Şekil 22-13'de) gösterilmiştir.
Çok modlu kademe indeksli düzenleme, tek modlu düzenlemeye
benzer; aradaki fark, merkezi çekirdeğin çok daha geniş olmasıdır.
Bu fiber türü, daha geniş bir ışık-fiber açıklığına
sahiptir, dolayısıyla kabloya daha çok ışık girmesine imkan
verir. Çekirdek / koruyucu zarf arasındaki sınıra kritik açıdan
daha büyük bir açıyla çarpan ışık ışınları (A ışını),
çekirdekteki zikzak şeklinde yayınım yapar ve sürekli olarak
sınırdan yansırlar. Çekirdek / koruyucu zarf sınırına
kritik açıdan daha küçük bir açıyla çarpan ışık ışınları
(B ışını), koruyucu zarfa girer ve yok olurlar. Fiberde yayınım
yaparken, bir ışık ışınının izleyebileceği çok sayıda
yol olduğu görülebilir. Bunun sonucu olarak, bütün ışık
ışınları aynı yolu izlemez, dolayısıyla fiberin bir
ucundan diğer ucuna olan mesafeyi aynı zaman süresi süresi içinde
kat etmezler.
ÇOK MODLU DERECELİ İNDEKSLİ FİBER:
Çok modlu dereceli indeksli fiber (Şekil 22-14'te) gösterilmiştir.
Çok modlu dereceli indeksli fiberin belirleyici özelliği,
sabit olmayan kırılma indisli merkezi çekirdeğidir; kırılma
indisi, merkezde maksimumdur ve dış kenara doğru tedrici
olarak azalır. Işık bu tür fiberde kırılma aracılığıyla
yayılır. Bir ışık ışını , çekirdek boyunca diyagonal
olarak yayınım yaparken, sürekli olarak daha az yoğundan daha
yoğun ortama geçer. Dolayısıyla, ışık ışınları devamlı
kırılırlar ve sürekli olarak bükülürler. Işık fibere çok
farklı açılardan girer. Işık ışınları fiberde yayınım
yaparken, fiberin dış bölgesinde ilerleyen ışık ışınları,
merkeze yakın ilerleyen ışınlardan daha fazla mesafe kat
ederler. Kırılma indisi merkezden uzaklaştıkça azaldığı
ve ışığın hızı kırılma indisi ile ters orantılı olduğu
için, merkezden uzakta ilerleyen ışık ışınları, daha yüksek
bir hızla yayınım yapar. Dolayısıyla ışınlar, fiberin bir
ucundan bir ucuna olan mesafeyi yaklaşık aynı sürede kat eder.
IŞIK KAYNAKLARI:
Temel olarak, fiber optik iletişim sistemlerinde ışık üretmede
yaygın olarak kullanılan iki aygıt vardır : ışık yayan
diyodlar (LED'ler) ve enjeksiyon lazerli diyodlar (ILD'ler). Her
iki aygıtın da avantajları ve dezavantajları vardır ve
birine oranla öteki aygıtın seçilmesi, sistem
gerekliliklerini bağlı olarak yapılır.
IŞIK YAYAN DİYODLAR:
Temel olarak, ışık yayan diyod (LED) yalnızca bir P-N eklem
diyodudur. Çoğunlukla, alüminyum galyum arsenit (AlGaAs) veya
galyum arsenit fosfit (GaAsP) gibi yarı iletken bir malzemeden
yapılır. Ledler ışığın doğal emisyonla yayarlar; ışık,
elektronlar ile deliklerin yeniden birleşiminin bir sonucu
olarak yayılır. Diyod ileri ön gerilimli olduğunda, P-N
eklemi üzerinde azınlık taşıyıcıları meydana gelir. Azınlık
taşıyıcıları eklemde, çoğunluk taşıyıcıları ile
yeniden birleşip, enerjiyi ışık şeklinde verirler. Bu süreç,
temel olarak klasik bir diyottaki süreç ile aynıdır; aradaki
fark şudur: LED'lerde belli yarı iletken malzemeler ve katkılama
maddeleri, süreç ışıma yapacak (foton üretecek) şekilde seçilir.
Foton, elektromanyetik dalga enerjisinin bir nicesidir. Fotonlar
ışık hızında ilerleyen parçalardır, ancak durağan halde
iken kütleleri yoktur. Klasik yarı iletken diyotlarda (sözgelimi,
germanyum ve silisyum), süreç temel olarak ışıma yapmaz ve
foton üretimi olmaz. Bir LED imal etmek için kullanılan
malzemenin enerji aralığı, LED'den yayılan ışığın görünür
ışık olup olmadığını ve ışığın rengini belirler.
En basit LED yapıları, sade eklemli, epitaksiyel olarak büyütülmüş
veya tek dağılmış aygıtlardır. Epitaksiyel olarak büyütülmüş
LED'ler, genellikle silisyum katkılı galyum arsenitle yapılırlar.
Bu tür LED'den yayılan tipik bir dalga boyu 940 nm'dir; 100 mA'lik
ileri yönde akımda tipik çıkış gücü ise 3 mW'tır. Düzlemsel
dağılmış (sade eklemli) LED'ler 900 nm'lik bir dalga boyunda
yaklaşık 500 mW çıkış yaparlar. Sade eklemli LED'lerin önde
gelen dezavantajı, ışık emisyonlarının yönlü olmayışıdır;
bu da bu tür diyotları fiber optik sistemler açısından kötü
bir seçenek haline getirir.
Düzlemsel karışık eklemli LED, epitaksiyel olarak büyütülmüş
LED'e oldukça benzer; aradaki fark, düzlemsel karışık
eklemli LED'de geometrik tasarımın, ileri yönde akımı aktif
katmanın çok küçük bir alanına yoğunlaştıracak şekilde
yapılmış olmasıdır. Bu yüzden, düzlemsel karışık
eklemli LED'lere oranla çeşitli avantajları vardır.
Bu avantajlar şunlardır:
- Akım yoğunluğundaki artış, daha parlak bir ışık spotu
oluşturur.
- Emisyon yapan alanın daha küçük, yayılan ışığı bir
fibere bağlamayı kolaylaştırır
- Etkili küçük alanın kapasitansı daha düşüktür; bu da düzlemsel
karışık eklemli LED'lerin daha yüksek hızlarda kullanılmasını
sağlar.
FİBER OPTİK KABLOLARDA KAYIPLAR:
Fiber optik kablolarda iletim kayıpları, fiberin en önemli özelliklerinden
biridir. Fiberdeki kayıplar, ışık gücünde bir azalmaya
neden olur ve böylece sistem bant genişliğini, bilgi iletim hızını,
verimliliği ve sistemin genel kapasitesini azaltır. Başlıca
fiber kayıpları şunlardır:
- Soğurma kayıpları
- Malzeme ya da Rayleigh saçınım kayıpları
- Renk ya da dalga boyu ayrılması
- Yayılım kayıpları
- Modal yayılma
- Bağlaşım kayıpları
Soğurma Kayıpları:
Fiber optikteki soğurma (yutma) kaybı, bakır kablolardaki güç
kaybına benzer; fiberin saf olmaması nedeniyle fiberde bulunan
maddeler, ışığı soğurur ve ısıya dönüştürür. Fiber
optikleri imal etmede kullanılan aşırı saf cam, yaklaşık %99.9999
saftır. Gene de, 1 dB/km arasındaki soğurma kayıpları tipik
değerlerdir. Fiber optikteki soğurma kayıplarına yol açan
üç faktör vardır: morötesi soğurma, kızılaltı soğurma
ve iyon rezonans soğurması.
Morötesi soğurma-Morötesi soğurmaya, fiberin imal edildiği
silika malzemesindeki valans elektronları neden olur. Işık,
valans elektronlarını iyonize ederek iletkenlik yaratır. İyonizasyon,
toplam ışık alanındaki bir kayba eşdeğerdir ve bu nedenle
fiberin iletim kayıplarından birini oluşturur.
Kızılaltı soğurma-Kızılaltı soğurmaya, cam çekirdek
moleküllerinin atomları tarafından soğurulan ışık fotonları
neden olur. Soğurulan fotonlar, ısınmaya özgü rastgele
mekanik titreşimlere dönüştürülür.
İyon rezonans soğurması-İyon rezonans soğurmasına,
malzemedeki OH-iyonları neden olur. OH-iyonlarının kaynağı,
imalat sürecinde camın içinde sıkışıp kalan su molekülleridir.
İyon soğurmasına demir, bakır ve krom molekülleride neden
olabilir.
Malzeme ya da Rayleigh Saçınım Kayıpları:
İmalat sürecinde, cam çekilerek çok küçük çaplı uzun
fiberler haline getirilir. Bu süreç esnasında, cam plastik
haldedir(sıvı ya da katı halde değil). Bu süreç esnasında
cama uygulanan germe kuvveti, soğuyan camda mikroskopla görülmeyecek
kadar küçük düzensizliklerin oluşmasına neden olur;bu düzensizlikler
fiberde kalıcı olarak oluşur. Işık ışınları, fiberde yayınım
yaparken bu düzensizliklerden birine çarparsa kırınım
meydana gelir. Kırınım,ışığın birçok yönde dağılmasına
ya da saçılmasına yol açar. Kırınım yapan ışığın bir
kısmı fiberde yoluna devam eder, bir kısmı da koruyucu zarf
üzerinden dışarı kaçar. Kaçan ışık ışınları, ışık
gücünde bir kayba karşılık gelirler. Buna Rayleigh saçınım
kaybı denir.
Renk ya da Dalga Boyu Ayrılması:
Daha önce de belirtildiği gibi, bir ortamın kırılma indisi
dalga boyuna bağlıdır. Işık yayan diyodlar(LED'ler) çeşitli
dalga boylarını içeren ışık yayarlar. Bileşik ışık
sinyalindeki her dalga boyu farklı bir hızda ilerler. Dolayısıyla,
bir LED'den aynı zamanda yayılan ve fiber optikte yayınım
yapan ışık ışınları, fiberin en uç noktasına aynı anda
ulaşmazlar. Bunun sonucu olarak, alma sinyalinde bozulma meydana
gelir; buna kromatik bozulma denir.
Yayılım Kayıpları:
Yayınım kayıplarına, fiberdeki küçük bükümler ve
burulmalar neden olur. Temel olarak, iki tür büküm vardır:mikro
büküm ve sabit yarıçaplı büküm. Mikro büküm, çekirdek
malzemesi ile koruyucu zarf malzemesinin ısıl büzülme oranları
arasındaki farktan kaynaklanır. Mikro büküm, fiberde Rayleigh
saçınımının meydana gelebileceği bir süreksizlik oluşturur.
Sabit yarı çaplı bükümler, fiberin yapımı ya da monte
edilmesi sırasındaki bükülmeler sonucu meydana gelir.
Modal Yayılma:
Modal yayılmanın ya da darbe yayılmasının nedeni, bir
fiberde farklı yollar izleyen ışık ışınlarının yayınım
sürelerindeki farktır. Modal yayılmanın yalnızca çok modlu
fiberlerde meydana gelebileceği açıktır. Dereceli indeksli
fiberler kullanılmak suretiyle modal yayılma önemli ölçüde
azaltılabilir; tek modlu kademe indeksli fiberler kullanıldığında
ise hemen hemen bütünüyle bertaraf edilebilir.
Modal yayılma, bir fiberde yayınım yapmakta olan bir ışık
enerjisi darbesinin yayılarak dağılmasına neden olabilir. Eğer
darbe yayılması yeterince ciddiyse, bir darbe bir sonraki
darbenin tepesine düşebilir(bu, semboller arası girişime bir
örnek oluşturmaktadır). Çok modlu kademe indeksli bir
fiberede, doğrudan fiber ekseni üzerinden yayınım yapan bir
ışık ışını,fiberi bir ucundan diğer ucuna en kısa sürede
kat eder. Kritik açıyla çekirdek/koruyucu zarf sınırına çarpan
bir ışık ışını, en çok sayıda dahili yansımaya maruz
kalacak. Dolayısıyla fiberi bir ucundan diğer ucuna en uzun sürede
kat edecektir.
Bağlaşım Kayıpları:
Fiber kablolarda, şu üç optik eklem türünden herhangi
birinde bağlaşım kayıpları meydana gelebilir:ışık kaynağı-fiber
bağlantıları, fiber-fiber bağlantıları ve fiber fotodedektör
bağlantıları. Eklem kayıplarına çoğunlukla şu ayar
sorunlarından biri neden olur:yanal ayarsızlık, açısal ayarsızlık,
aralık ayarsızlık ve kusursuz olmayan yüzey.
Yanal ayarsızlık:
Yanal ayarsızlık, bitişik iki fiber kablo arasındaki yanal
kayma ya da eksen kaymasıdır. Kayıp miktarı, bir desibelin beş
ila onda biri ile birkaç desibel arası olabilir. Eğer fiber
eksenleri, küçük fiberin çapının yüzde beşi dahilinde
ayarlanmışsa, bu kayıp ihmal edilebilir.
Açısal ayarsızlık:
Açısal ayarsızlığa bazen açısal yer değiştirmede denir.
Açısal ayarsızlık ikiden az ise, kayıp 0.5 desibelden az
olur.
Aralık ayarsızlığı:
Aralık ayarsızlığına bazen uç ayrılması da denmektedir.
Fiber optiklerde ekler yapıldığında, fiberlerin birbiri ile
temas etmesi gerekir. Fiberler birbirinden ne kadar ayrı olursa,
ışık kaybı o kadar fazla olur. İki fiber birbirine bağlantı
parçasıyla birleştirilmişse, uçlar temas etmemelidir. Bunun
nedeni, iki ucun bağlantı parçasında birbiri ile sürtünmesinin
fiberlerden birine ya da her ikisine birden hasara yol açabilecek
olmasıdır.
Kusursuz olmayan yüzey:
İki bitişik kablonun uçlarının bütün pürüzleri
giderilmeli ve iki uç birbirine tam olarak uymalıdır. Fiber uçların
dikey çizgiden açıklıkları 3'den az ise, kayıpların 0.5
desibelden az olur.
Bu konu Murat Konuk ve Adnan Şen tarafından hazırlanmıştır.