Atom üzerine düşen bir fotonun yukarıya doğru (uyarılmış
soğurma) ya da aşağıya doğru (uyarılmış yayınlama )
atomik geçişlere sebep olur. Sözü edilen her iki geçiş de eşit
olasılıkla olur. Termal dengedeki atomlardan oluşan bir
sisteme ışık düşürüldüğünde,taban durumunda bulunan
atomların sayısı uyarılmış atomlarda bulunanlardan çok
daha fazla olduğundan genellikle net bir soğurma enerjisi söz
konusudur. Yani,normal olarak foton soğurabilecek E1 enerji düzeyindeki
atom sayısı,foton yayınlayabilecek E2,E3... enerji düzeylerindeki
atom sayısından çok daha fazladır.
Durum böyle olmakla birlikte,uyarılmış bir durumdaki atom sayısı
taban durumundakinden daha fazla olacak şekilde sistem tersine
çevrilebilirse,net olarak foton yayınlanması elde edilebilir.
Böyle bir durumun oluşturulmasına nüfus terslenmesi denir. Bu
aslında, bir laserin işletilmesindeki temel prensiptir. Laser
kelimesi uyarılma ile yayınlamada ışık yükseltilmesi anlamına
gelen ingilizce kelimelerin baş harflerinden türetilmiştir(Light
Amplification by Stimulated Emission of Radiation). Buradaki yükseltme,
zincirleme olaylar sonucu sistemden yayınlanacak foton sayısının
arttırılması anlamını taşımaktadır.
Laser işleyişinin gerçekleşebilmesi için aşağıdaki üç
şartın sağlanması gerekir:
Sistem,bir nüfus terslenmesi durumunda bulunmalıdır(yani
uyarılmış bir durumda,taban durumundakinden daha fazla atom
olmalıdır).
Sistemin uyarılmış durumunu yarı kararlı(metastable) bir
durum olmalıdır. Böyle bir durumun ömrü,çoğunlukla kısa
olan uyarılmış durum ömürleriyle karşılaştırıldığında
daha uzundur. Böyle durumlarda uyarılmış ışıma,kendiliğinden
ışımadan önce olur. Yayılan fotonlar diğer uyarılmış
atomlardan uyarılmış ışıma yaptırmaya yetecek kadar uzun süre
sistem içerisinde tutulmalıdır. Bu durum, sistemin uçlarına
yansıtıcı aynaların yerleştirilmesi ile sağlanır. Uçlardan
birisi tamamen yansıtıcı olur,diğer uç ise laser demetinin
çıkışına izin verecek şekilde biraz geçirgen yapılır.
Uyarılmış ışınım yayan cihazlardan birisi helyum-neon gaz
laseridir . Bu sistemdeki neon atomunun enerji düzeyleri
diyagramı Şekil 1.'de gösterilmektedir. Uçları aynalar yardımı
ile hava geçirmez şekilde kapatılmış olan bir cam tüp
helyum-neon karışımı ile doldurulur. Tüpe bağlı bir osilatör
yardımıyla elektronlar tüp içerisinde sürüklenerek gaz
atomlarıyla çarpıştırılır ve atomlar uyarılmış durumlarına
çıkarılır. Hem bu süreç yardımıyla hem de uyarılmış
helyum atomlarıyla çarpışmaları sonucunda neon atomları E3
durumuna uyarılırlar.
Neon atomları E3 düzeyinden E2 düzeyine bir geçiş yaptığında
otaya çıkan ışınım üst enerji düzeylerindeki komşu neon
atomlarını etkileyerek ışımaya zorlar. Bunun sonucu olarak
632.8 nm dalga boylu bir koherant ışıma oluşur.
İlk laserin 1960 yılında geliştirilmesinden buyana laser
teknolojisinde çok büyük gelişmeler olmuştur. Günümüzde,kızıl
ötesi ,mor ötesi ve görünür bölgelerdeki dalga boylarında
laser ışığı elde edilebilmektedir. Uygulama alanları çok
geniş olan laser yırtılmış retinaların cerrahi müdahale
ile birleştirilmesi,ayrıntılı olarak yüzey ve uzunluk ölçümü,nükleer
füzyon reaksiyonlarını başlatmak için potansiyel bir kaynak
oluşturulması,metal ve diğer malzemelerin hassas kesimi ve
fiber optik üzerinden telefon haberleşmesi gibi işlerde kullanılmaktadır.
Bu uygulamalar ve burada belirtilmeyen diğer uygulamalar yalnız
laser ışığında var olan özellikler dolayısıyla yapılabilmektedir.
Tek renkli olma ve koherant olma özelliklerinin hayli iyi olması
yanında,laser ışığı aynı zamanda son derce iyi yönlendirilebilme
ve son derce şiddetli ışıklı bölgeler oluşturacak şekilde
odaklanabilme özelliklerine de sahiptir .