MOBİL RADYO SİSTEMLERİ
MOBİL TELEFON HİZMETİ
Mobil telefon hizmetini anlatmanın en iyi yolu, mobil telefon
ile iki - yönlü mobil radyo farkları açıklamaktır. Mobil
radyo yarım duplekstir ve tüm yayınlar ( şifreli olmadıkları
sürece ), bu kanala akortlu bir dinleyici tarafından
duyulabilir. Mobil telefon tam duplekstir ve yerel telefon şirketlerinin
sunduğu kablolu telefon hizmetine çok benzer bir biçimde çalışır.
Mobil telefon, iki - yönlü aynı anda iletime izin verir ve
konuşulanların herkes tarafından duyulmaması için, her mobil
birime ayrı bir telefon numarası tahsis edilmiştir. TARİHSEL
BAKIŞ : Amerika Birleşik Devletleri'nde ilk mobil telefon
sistemi 1946'da, St. Lois'te kurulmuştur. FCC, 150 MHz'lik
frekans aralığında, altı tane 60 kHz'lik mobil telefon kanalı
tahsis edilmiştir. 1947'de, New York şehri ile Boston arasındaki
otoyolda, 35 MHz ile 40 MHz frekans aralığında çalışan bir
kamu mobil telefon sistemi kurulmuş; 1949 yılında, FCC, radyo
ortak taşıyıcılara altı ek mobil kanal yetkisi vermiştir.
Radyo ortak taşıyıcılar, kamu kablolu telefon hizmeti
vermeyen, ancak kamu telefon ağına bağlanarak, eşdeğer
kablosuz telefon hizmeti veren şirketler olarak tanımlanmaktadır.
FCC, daha sonra bant genişliğini 30 kHz'e indirerek ve eski
kanalların arasına yeni kanallar koyarak kanal sayısını altıdan
onbire çıkarmış; 1950'de ise 450 MHz'lik bantta oniki yeni
kanal daha eklemiştir. 1964 yılına kadar, mobil telefon
sistemleri sadece el ile çalışıyordu; özel bir mobil telefon
santral görevlisi, her mobil birime ve her mobil birimden gelen
aramalara tek tek cevap veriyordu. 1964'de, mobil telefon
sistemleri için, otomatik kanal seçme sistemleri kullanıma
girdi. Böylece, bas - konuş yöntemiyle arama zorunluluğu
ortadan kalktı ve müşterilerin, santral görevlisinin yardımı
olmadan numaralarını doğrudan çevirmeleri mümkün oldu.
Otomatik arama tamamlama, 1969 yılında 459 MHz'lik banda genişletildi
ve genişletilmiş mobil telefon sistemi ( IMTS ), Amerika Birleşik
Devletleri' nin standart mobil telefon hizmeti haline geldi. Şu
anda Amerika Birleşik Devletleri'nde, 160.000'in üzerinde mobil
telefon hizmeti ( MTS ) abonesi vardır. MTS, mobil telefon ile,
yerel telefon istasyonlarına normal metalik telefon hatlarıyla
bağlı merkez ana istasyon alıcı - vericileri arasında iletişim
hattı kurmak üzere FM radyo kanalları kullanılır. Çoğu MTS
sistemi, yaklaşık 65 km. çapında bir alana hizmet verir ve
her kanal, ortak hatta benzer biçimde çalışır. Her kanal
birden çok aboneye tahsis edilebilir, ancak belli bir anda bir
aboneye tahsis edilebilir. Bir aboneye önceden tahsis edilen
kanal meşgulse, abone, bir arma yapmadan ya da arama kabul
etmeden, kanalın boşalmasını beklemek zorundadır. Aşırı
dolan mobil telefon frekans tayfına artan talep, FCC'yi, daha yüksek
tayf verimliliği bulunabilmesi için Docket 18262'yi yayınlamaya
itti. 1971'de, AT&t,T, mobil telefon frekans tayfının
verimli kullanılmasının teknik fizibilitesi ile ilgili bir öneri
sundu. AT&T'nin, Yüksek Kapasiteli Mobil Telefon Servisi başlığı
taşıyan raporu, hücresel radyo ilkelerinin ana hatlarını çiziyordu.
HÜCRESEL RADYO SİSTEMLERİ
Hücresel radyo, geleneksel iki - yönlü mobil telefon
hizmetinden kaynaklanan birçok sorunu gidermekte ve hem mobil
radyo hem de geleneksel kablolu telefon hizmeti için yeni bir
ortam yaratmaktadır. Hücresel radyonun temel kavramları, 1974
'de Bell Telefon Laboratuarlarının araştırmacıları tarafından
ortaya atıldı. Nispeten büyük bir coğrafi alanı, hücre adı
verilen küçük bölümlere bölmek suretiyle, bir mobil telefon
kanalının kapasitesini çok fazla arttırabilecek, frekansın
yeniden kullanılması adı verilen bir kavramdan yararlanılabileceği
bulundu. Ayrıca son yıllarda, entegre - devre teknolojisi ve
mikroişlemciler, elektronik anahtarlama aygıtlarında karmaşık
radyo ve mantık devrelerinin kullanılmasını mümkün kılmış;
bu da, daha çabuk ve daha verimli arama işlemesi yapabilen
programları saklama imkanı yaratmıştır.1974'de, FCC, hücresel
radyo için ek bir 40 MHz'lik bant genişliği tahsis etti.
( 825 MHz ile 845 MHz arası ve 870 MHz ile 890 MHz arası ). Bu
frekans bantları daha önce, 70'inci UHF televizyon kanalından
83'üncü UHF televizyon kanalına kadar olan kanallara tahsis
edilmişti.1975'te, AT&T'ye Chicago'da hücresel radyo kullanımını
hizmete sokup, geliştirmesi için ruhsat verildi;AT&T daha
sonra İleri Mobil Telefon Hizmetini ( AMPS ) kurdu. Bir sonraki
yıl FCC, benzeri bir sistemi Baltimore Washington ( D.C. ) bölgesinde
kurması için Amerikan Radyo Telefon Servisi'ne ( ARTS ) yetki
verdi.
Temel hücresel radyo kavramı oldukça basittir. FCC, 1980 nüfus
sayımına dayanarak, coğrafi hücresel radyo bölgeleri tanımladı.
Hücresel kavramda, her bölge, ayrıca bir petek paterni oluşturacak
şekilde altıgen hücrelere bölünür. Altıgen şeklin seçilmesinin
nedeni, bu şeklin dairesel bir paterne benzemesi, buna karşın
komşu daireler arasındaki boşlukları bertaraf etmesidir;
dolayısıyla, altıgen şekil, en etkin iletimi sağlamaktadır.
Sistem başına hücre sayısı, FCC tarafından tanımlanmamıştır;sistem
başına hücre sayısını, hizmeti veren kuruluş, öngördüğü
arama yoğunluğuna göre belirler. Her coğrafi mobil hizmet
alanına, 666 hücresel radyo kanalı tahsis edilmiştir. Hücresel
radyo bölgelerinden birinde bulunan her alıcı - vericiye 666
kanal içerisinden sabit sayıda kanal ayrılır;ayrılan kanal
sayısı, o bölge için tahmin edilen yoğunluğa bağlıdır.
Şekil - 1'de hücresel radyo iletişimi için gerekli temel bileşenlerin
tümünü içeren basitleştirilmiş bir hücresel telefon
sistemini göstermektedir. Her hücrenin fiziksel olarak
merkezinde yer alan bir radyo frekansı alıcı - vericisi vardır.
Hücresel radyo, yüksek bir konumda bulunan tek bir yüksek - güçlü
alıcı - verici kullanan MTS'nin tersine, nispeten geniş bir
hizmet alanında çok sayıda orta - güçlü alıcı - verici
kullanmaktadır. Ayrıca, her hücrenin hücre mahallinin denetim
işlevlerini yöneten, bilgisayar donanımlı bir hücre mahali
denetleyicisi vardır. Tüm hücre mahalleri kiralanan dört
telli metalik bir telefon hattı aracılığı ile, bir
elektronik anahtarlama merkezime bağlıdır. Elektronik
anahtarlama merkezi, kamu anahtar lamalı telefon ağına ulaşmayı
da mümkün kılar. Genelde, her hücre aynı anda 70 farklı
kanalı idare edebilir. Belli bir hücrede, her kanal belli bir
anda yalnızca tek bir kullanıcıya hizmet verebilir. Kanallar
dinamik olarak, herhangi bir kullanıcıya araması boyunca
tahsis edilir ve kullanıcının hizmetinde kalır; herhangi bir
kullanıcıya herhangi bir kanal tahsis edilebilir. Frekansın
yeniden kullanılması adı verilen bu yöntem, belli bir bölgedeki
bir hücresel telefon hizmetinde kullanılabilir olan 666
kanaldan çok daha fazlasını mümkün kılar. Dolayısıyla hücresel
radyo, kullanılabilir frekans tayfını, geleneksel MTS
hizmetine oranla çok daha verimli olarak kullanmaktadır.
Bir araba, bir hücrenin merkezindeki alıcı - vericiden uzaklaştıkça,
alınan sinyal zayıflamaya başlar. Sinyal önceden belirlenen
belli bir düzeyin altına düştüğünde, elektronik
anahtarlama merkezi, mobil birimden en güçlü sinyali alan
petek içerisindeki hücreyi bulur ve mobil üniteyi yeni hücredeki
alıcı - vericiye aktarır. Aktarım, aramayı yeni hücreye
tahsis edilmiş olan kanal kümesinde kullanılabilir herhangi
bir frekansa çevirmeyi de içerir. Bu aktarıma devretme denir
ve abone, hizmeti veren birimin değiştiğinden haberdar olmaz.
Aktarım yaklaşık 0.2 saniye sürer; ses telefonu kullanıcıları,
bu süreyi algılamazlar. Ancak bu gecikmenin, veri iletişimi için
olumsuz bir etkisi olabilir.
Hücresel bir radyo sisteminin beş ana bileşeni vardır:
- Elektronik anahtarlama merkezi,
- Denetleyici,
- Radyo alıcı - vericisi,
- Sistem bağlantıları,
- Mobil telefon birimleri.
Elektronik Anahtarlama Merkezi:Sayısal bir telefon değiş -
tokuşudur ve sistemin kalbidir. Anahtar, iki temel işlev gerçekleştirir;
1- tüm kabloludan - mobile, mobilden kabloluya aramalar için,
kamu telefon ağı ile hücre mahalleri arasında anahtarlamayı
denetler; ve 2-hücre mahal denetleyicilerinden gelen mobil birim
konumu, tanı verisi ve fatura doldurma bilgisini işler.
Hücre Mahali:Her hücrenin, anahtarlama merkezinin denetiminde
çalışan bir hücre mahali denetleyicisi vardır. Hücre mahali
denetleyicisi, mahaldeki her radyo kanalına hizmet verir,
aramaları gözler, radyo alıcısı ile vericisini açar ve
kapar, denetim ve kullanıcı kanallarına bilgi verir ve hücre
mahali donanımı üzerinde tanı testleri uygular.
Sistem Bağlantıları:Kiralanan dört telli telefon hatları,
anahtarlama merkezlerini hücre mahallerinin her birini bağlamada
kullanılır. Hücrenin her kullanıcı kanalına ayrılmış dört
telli bir ana hat vardır. Ayrıca, anahtarı hücre mahali
denetleyicisine bir kontrol kanalı olarak bağlamak üzere en azından
bir tane dört telli devre gerekir.
Mobil Birimler:mobil bir telefon birimi, bir denetleme birimi,
bir radyo alıcı vericisi, bir mantık birimi ve bir de mobil
antenden meydana gelir. Kontrol birimi, bir telefon da dahil
olmak üzere tüm kullanıcı arabirimlerini içerir. Alıcı
vericisi, tahsis edilen herhangi bir hücresel sistem kanalına
akort olabilmek için, bir frekans sentezleyicisi kullanılır.
Mantık birimi, abonenin eylemlerini ve sistem komutlarını
yorumlar ve alıcı vericiyle kontrol birimlerini yönetir.
TEK YÖNLÜ FM MOBİL İLETİŞİMİ ( Normal FM İletişimi ):
1961 yılına kadar tüm ticari FM yayın bandı iletimleri tek
sesliydi. Yani, 50 Hz'den15 kHz'e kadar olan tek bir ses kanalı,
tüm ses ve müzik bilgi tayfını oluşturuyordu. Bu tek ses
kanalı, yüksek frekanslı bir taşıyıcı modüle etmekte ve
200 kHz bant genişliğinde bir FM kanaldan iletilmekteydi. Mono
iletimde, alıcıdaki her hoparlörün tekrar ürettiği bilgi,
tamamen aynıdır. Bilgiyi frekans demoninde bas hoparlörleri ya
da tiz hoparlörleri gibi özel hoparlörlerle ayırmak mümkündür.
Ancak, tek sesi uzayda ayırmak imkansızdır. Tüm bilgi sinyali,
sanki aynı yönden ( yani aynı nokta kaynaktan - seste yönlülük
yoktur ) geliyormuş gibi duyulur. 1961 yılında, FCC , ticari
yayın bandı için stereofonik ( iki sesli ) iletime izin verdi.
Stereofonik iletimde, bilgi sinyali uzayda iki tane 50 Hz ile 15
kHz arası ses kanalına ( bir sol ve bir sağ ) bölünmüştür.
Sol tarafta üretilmiş olan müzik yalnızca sol hoparlörde
yeniden oluşturulur; sağda üretilmiş olan müzik ise yalnızca
sağ hoparlörde yeniden oluşturulur. Dolayısıyla, stereofonik
iletimde eskiden yalnızca canlı müzikle mümkün olan yönlülüğü
ve uzaysal boyutu elde etmek mümkündür. Ayrıca, stereofonik
iletimde müziği ya da sesi vurmalı, yaylı, nefesli çalgılarda
olduğu gibi tonal özelliğe göre ayırmak mümkündür.
Stereofonik iletime izin verirken FCC'yi en çok düşündüren
tek sesli alıcılarla olan uyumdu. Stereo iletim, mono alışı
etkilememeliydi. Ayrıca, tek sesli alıcılar stereo iletimi tek
sesli olarak, program kalitesinde fark edilir herhangi bir düşüş
olmadan alabilmeliydiler. Üstelik, stereofonik alıcılar, sol
ve sağ kanallar arasında, stereo programı hemen hemen kusursuz
bir ayırma ile almalıydılar. Şekil 2 - a 'da gösterilen ilk
FM ses tayfı, ses kanalı 50 Hz ile 15 kHz arası uzanıyordu.1955
yılında FCC, Ek İletişim Yetkisi' ile ( SCA ) alttaşıyıcı
iletimine izin verdi. SCA, dükkanlar restorantlar, tıp
muayenehaneleri gibi özel SCA alıcıları olan özel abonelere
sürekli müzik yayını yapıyordu. Başlangıçta SCA alttaşıyıcısı,
25 kHz ile 75 kHz arasında olabiliyordu, ancak sonra 67 kHz 'lik
standart bir değere sabitlendi. Alttaşıycı ve ilgili
yanbantları, ana taşıyıcı modüle eden toplam sinyalin bir
parçasını oluştururlar. Alıcıda, ilk kanalla birlikte alttaşıyıcı
da demodüle edilir, ancak yüksek frekansı nedeniyle tabii ki
duyulamaz. İki ya da daha fazla bağımsız kanalı frekans
domeninde üst üste yığma ve daha sonra tek bir taşıyıcıyı
modüle etme sürecine, frekans - bölmeli çoğullama denir. FM
stereo yayınında, üç ses ya da müzik kanalı, tek bir FM taşıyıcıya
frekans - bölmeli çoğullanır. Şekil 2 - b , 1961 yılından
önceki FM temel bant tayfını göstermektedir( temel bant tüm
modüle edici sinyal tayfımı içerir ). İlk ses kanalı 50 Hz
ile 15 kHz aralığında kaldı, ancak ek bir SCA ses kanalı 60
ile 74 kHz arası geçiş bandına çevrildi. SCA alttaşıyıcı,
AM tek - yanbant ya da çift - yanbant iletimi veya 7 kHz'lik
maksimum modüle edici sinyal frekansı olan FM olabilir. Ancak,
ana taşıyıcının SCA modülasyonu, düşük - indeksli
darbantlı FM'dir ve dolayısıyla ilk FM kanalından çok daha düşük
kaliteli bir iletimdir. Toplam frekans sapması 75 kHz kalırken,
bunun %90'ı ( 67.5 kHz ) ilk kanala, % 10'u ( 7.5 kHz ) ise SCA'ya
ayrıldı.
Şekil 2 -c, 1961 yılından bu yana FM temel bant tayfını göstermektedir.
İlk 50 Hz ile 15 kHz arası ses kanalı ve bileşik bir temel
bant sinyale frekans - bölmeli çoğullanmış iki ses kanalı içermektedir.
Üç kanal şunlardır:
- Sol ( L ) artı sağ ( R ) ses kanalları ( yani, L+R stereo
kanal )
- Sol artı terslenmiş sağ ses kanalları ( yani, L-R stereo
kanal )
- SCA alttaşıyıcı ve ilgili yanbantları.
L+R stereo kanal, 0 ile 15 kHz arası geçiş bandını işgal
eder; 23 kHz ile 53 kHz arası geçiş bandı stereo yayında, L-R
stereo kanalı taşımak için kullanılır. L-R sinyal, 38 kHz'lik
bir alttaşıyıcıyı genlik modülasyonuna tabi tutar ve 23 kHz
ile 53 kHz arası geçiş bandında, çift yanbant bastırılmış
taşıyıcı bir sinyal oluşturur. SCA iletimleri 60 kHz ile 74
kHz arası tayfı kullanır. L+R ile L-R stereo kanallarda içerilen
bilgi, fazları dışında özdeştir. Bu şekilde yapılan
iletimde, mono alıcılar tüm temel bant tayfını demodüle
edebilirler, ama yalnızca 50 Hz ile 15 kHz arası L+R stereo
kanal yükseltilir ve hoparlörlere beslenir. Stereofonik alıcılar,
23 kHz ile 53 kHz arası L-R stereo kanalıda demodüle etmek,
sonra sol ve sağ ses bilgisini ayırmak ve sol bilgiyi sol
hoparlöre, sağ bilgiyide sağ hoparlöre beslemek zorundadır.
SCA alttaşıyıcı da tüm FM alıcılarda demodüle edilir,
ancak yalnızca özel SCA donanımı olan alıcılar alttaşıyıcıyı
demodüle ederek sese dönüştürür.
Stereo iletimde, maksimum frekans sapması hala 75 kHz'dir; 7.5
kHz ( % 10 ) SCA iletimine, diğer bir 7.5 kHz ( % 10 ) ise 19
kHz'lik stereo pilota ayrılmıştır. L+R ve L-R stereo kanalların
stereofonik iletimi için geriye 60 kHz'lik frekans sapması kalır.
Ancak, L+R ve L-R kanallarından her birinin 30 kHz'lik sapmayla
sınırlanması gerekmez. Nispeten basit ancak çok iyi bir yöntem,
iki kanalı, belli zamanlarda L+R ya da L-R tek başına ana taşıyıcıyı
60 kHz saptıracak şekilde geçmeli hale dönüştürmektedir.
Ancak, toplam sapma hiç bir zaman 60 kHz'i aşmaz.
İKİ YÖNLÜ FM MOBİL İLETİŞİMİ FCC bazı frekans bantlarını,
mobil telefon, polis, sivil savunma, askeri kuruluşlar ve
itfaiye iletişim sistemleri gibi hizmetleri içeren FM mobil
iletişimine tahsis etmiştir. İki yönlü FM radyonun temel
amacı ses iletişimidir. Dolayısıyla, iki yönlü FM radyoya
tahsis edilen bant genişliği tipik olarak 10 - 30 kHz arasındadır.
Maksimum frekans sapması yaklaşık 5 kHz, maksimum modüle
edici sinyal frekansı tipik olarak 3 kHz 'dir. İki yönlü
mobil FM radyo, darbant FM 'dir.(NBFM). Yani, modülasyon
indeksleri, yalnızca bir ya da iki önemli yanbant çifti oluşacak
ve bant genişliği klasik bir AM sisteminkine benzeyecek kadar düşük
tutulur. NBFM'e bazen düşük - indeksli FM'de denir çünkü düşük
sapma oranları kullanılır.
İki yönlü FM mobil radyo iletişiminde kullanılan bazı
frekanslar şunlardır: 25 MHz'den 50 MHz'e, 152MHz'den 162 MHz'e,
450 MHz'den 470 MHz'e ve 806 MHz'den 947 MHz'e kadar. Hücresel
radyo, bir mobil iletişim sistemidir.
İKİ YÖNLÜ FM RADYO İLETİŞİMİ İki yönlü FM vericilerde
maksimum frekans sapması tipik olarak 5 kHz, maksimum modüle
edici sinyal frekansı ise 3 kHz'dir. Bu değerler, 1.67'lik bir
sapma oranı ve yaklaşık 24 kHz'lik bir maksimum BESSEL bant
genişliği verir. Ancak, FCC'nin tahsis ettiği kanal aralığı
30 kHz'dir. İki yönlü FM radyo yarım duplekstir.; aynı anda
gerçekleşmemek kaydıyla iki yönlü iletişimi destekler. İletimler,
bir bas - konuş (PTT) anahtarı kapatılarak başlatılır;anahtar
kapandığında verici açık duruma, alıcı ise kapalı duruma
geçer. İletim olmadığı sıralarda, verici kapatılır alıcıysa
açılır; böylece karşı taraf(lar)ın iletimlerini duyabilmek
üzere radyo kanalı takip edilebilir.
MİKRODALGA VE UYDU RADYO İLETİŞİMİ FM mikrodalga ve uydu
sistemlerinin yerini, yavaş yavaş daha yüksek kapasiteli sayısal
sistemler almaktadır. Ancak, uzun mesafe telekomünikasyona
talebin hızla artması nedeniyle, halen var olan FM sistemler
bir süre daha kullanılacaktır. Hem mikrodalga hem uydu FM
radyoda, bir ara frekans ( tipik olarak 60 MHz ile 80 MHz arası
), genişbantlı bir sinyal tayfı tarafından frekans modülasyonuna
tabi tutulur, sonra da iletim için gigahertz aralığına yükseğe
dönüştürülür. Modüle edici sinyal frekans tayfı, bir kaç
kilohertz'le bir kaş megahertz arsında bulunabilir. Bu nedenle,
iletim bant genişliğini en aza indirmek için düşük -
indeksli NBFM kullanılmalıdır. Darbant FM'nin, yalnızca düşük
modülasyon indekslerinin kullanılması ve genelde yalnızca tek
bir önemli yanbant çifti üretilmesi anlamına gelir. Ancak,
bant genişliği, modüle edici sinyal tayfına bağlı olarak
yine de oldukça geniş olabilir.
Bu konu Ufuk Artut tarafından hazırlanmıştır